HYBRID MEKANLAR - KORIDORLAR
05/11/2009 - 03/12/2009Azade Köker
Bir kisi her zaman haksizdir:
ancak iki kisiyle gerçek baslar.
Biri kendini kanitlayamaz:
ama iki kisiyi inkar edemeyiz.
Friedrich Nietzsche
Hibrid Mekanlar, Koridorlar
Her an bir otobanda gibiyiz. Hizla bir seyler bizden uzaklasarak arkada kaliyor. Geçmis oluyor. Degerler, görüntüler, esyalar, kavramlar, düsünceler, hatta bireysel olmanin bütün kosullari sik sik yer degistirmekte. Bu sancili sürat hibridite adli moda bir kavramla tanimlanabilecek bir küme karisik ve yeni olusumlar ortaya çikarmistir.
Doksanli yillarda degisik bir bakis açisiyla yeniden gözden geçirilen özdeslik ve farklilik kavramlari yeni toplumsal yapilanmayi anlamamiz için yardimci olabilir.
Özdeslik (Idendity) ve Farklilik (Difference)
Öznelerin birbiriyle dialog içinde olabilmeleri için farkliliklarinin (yani özelliklerinin) belirginlestirilmesi gerekmektedir. Farklilik (Difference) çogu kez özdesligin zit anlamlisi olarak kullanildigindan (özdes olmayan, farklidir) farkliligin anlami çogunlukla özdeslik teriminin kullanimindan ortaya çikar. Özdeslik mantigina çok fazla baglanmis olunmasi bugün en çok elestirilen bir durumdur. Bu eski düsüncede özne belli bir tipin nesnesi olarak tanimlanmaktadir. Bireysellik ve mevcut diger tüm siniflandirma, standardizasyon ve kültür kapsamina karsit olarak gelisen bireyin yeniden ürettigi farklilik görmezden gelinmektedir.
„Amerika Birlesik Devletleri ve Büyük Britanya’da bir süredir yeni bir özdeslik anlayisi üzerinde konusulmaktadir – anahtar kelime “postkolonyalizm”dir. Bu heterojen tartismanin en taninmis temsilcileri Edward Said, Stuart Hall, Gayatri Spivak ve en önemlisi Bombay dogumlu edebiyat bilimcisi ve Chicago Üniversitesi Ingiliz Dili ve Edebiyati okutmani Homi Bhabha’dir.
Basyapitinin adi `Kültürün Yeri’ Anglo-Amerikan dünyasinda doksanli yillarin en büyük etki yaratan teorik eserlerinden biri olmustur.
Bhabha, kültürün genetik, ulusal veya tarihi olarak önceden belirlenmedigini, aksine izleyicinin öznelligine göre bir görünüse bürünen tasarim oldugunu savunmaktadir. Bu görüs, melezligin insanin genel özgürlesmesi için yeni bir alan açarak ona yeni bir sans verebilecegi sosyal degisiklikler gerektirmekteydi.
Homi K. Bhabha’nin ilgilendigi baslica mesele özellikle de ulusal topluluklarin özneler arasi ve ortak tecrübeleri ile bu tür baglayici kültürel degerleri bastan tanimlayarak öznenin özellikle yalniz etnik bir pozisyonda belirlenmesini engellemekti. Özne, ona göre bireyin kültürel özdesligini olusturan ve dügüm noktalari olan çesitli etnik, sinifsal veya cinsiyetlere özgü aidiyetlerin farkli sinirlarinin asilmasiyla tanimlanmalidir.
„Farklilik “kültürlerin arasinda” degil kaotik tartismalarin yasandigi yerlerdedir. "
(Homi K. Bhabha)
Geçtigimiz on sene zarfinda gözlemlenen karisimi teorik olarak anlayabilmek için çesitli çalismalar gerçeklesmistir. "Melanj" (Rushdie 1992, S. 458), "Dil yozlasmasi" (Hannerz 1996, S. 65ff.), "Kültürel Sinkretizm" (Canevacci 1992) bahsi geçen çalismalardan bazilaridir.
Melezlik (Hybridite)
Melezlik hangi bakis açilariyla anlasilabilir?
Postmodern fragmantasyonun temeli sosyal karakterlidir. Postmodernizmin kendisi içinde radikal çogunlugu mantikli düsünmek zordur. En azindan, global fikirler arasindaki iletisim ve yapici dialog saglanmalidir. Çesitli yasam biçimlerinin karismasi anlamina gelen “Melezlik”, güncel toplum biliminde yön veren anahtar sözcüktür. Yine de çok siklikla ‘kültürlerin serbest oyunu’ maskesi ardinda ekonomik ve siyasi güç odaklarinin saklandigi göz ardi edilmektedir. Yani farkliliklar konusunda gösterilen postmodern israr ciddiye alinmali ve yasanmis melezlik ve tüketim toplumunun tartismalarindaki yanlis imaj ayirt edilebilmelidir. Alisveris kalelerinin gölgesinde “Zeitgeist” diktatörlügü hüküm sürmektedir ve çok kültürlü karisik yapilanma sikça popüler postmodernizm olarak algilanmaktadir.
“Farkliliklarin” nasil olustugunu, yani ihtiyaç ve mecburiyetten mi yoksa özgürlükten mi kaynaklandiklarini incelemek gerekir.
Tipiklestirilmis bireyselligin görüntüsünü bireylere satan Medyalar, ayni zamanda sözde melez ve sözde özgür durumlarin görüntüsünü de kullanmaktadir. Bu kültür biçimlerinin sürekli yeni egilimlerin ve moda esyanin kültürel yeniliklerin pesinde olan bir çesit kültür endüstrisi tarafindan çarçabuk sahiplenilmesi sasilacak bir sey degildir.
Sosyal çevre açikça bireylere her geçen gün daha az anlamli özdeslikler sundugundan, bugünün insani kendini tam tanimlayabilmek ve ayirt edebilmek için etrafta bulunan kültür artiklari arasindan neye ihtiyaci oldugunu ve neyi istedigini seçme zorunlulugunda birakilmistir. Böylece toplum önceden oldugu gibi bir standardizasyon kurumu olarak degil, bilakis farklilik üreten devasa bir otomat olarak görünür. Bu özdeslik farkliliklarinin modellenmesi ve paylastirilmasinin postmodernizmdeki rolü sadece yerel olarak degil global olarak da açikça medya tarafindan üstlenilmis gibi görünüyor.
Melezligin bati toplumunda uyumlandirmada bir etmen olarak anlasilmasi, o politikalarin aktüel tezidir. Kültürel, irksal ve etnik farkliliklarin sorun teskil ettigi, toplumun kaotik bir halde sayisiz sorun içinde çöktügü yerlerde melezleme güçlü bir sosyal düzen vaat etmektedir. Bir tür farklilik senteziyle toplumu daha katlanilabilir bir duruma getirile bilinecegi düsünülmekte ve böylelikle de toplumsal bütünlüge ulasilmasi umulmaktadir. Siyasi-ideolojik anlamda bu görüs, bazi yazarlarin “liberal melezlesme” dedikleri kavrama denk gelmektedir.
Sosyal degisim tabiiki gereklidir ama, izole edilmis ve parçalanmis birey, sözde ‘çok boyutlulugundan’ etkin bir sekilde bu bahsedilen özelliklerini koruyarak toplumu degistiren bir bireye dönüsebilir mi?
„Melezligin bu biçimleri, siyasal yararlanma biçimleri olarak ortaya çikar ve kültürel alt düzenleme ile ekonomik sömürüyü artirmaktadirlar. Benim önerim, kültürel melezligi ve ulusal özdesligi karsit kavramlar olarak görmemek, aksine millete kendini genisletme ve temsilinin sembolik alanlarini kendine ait renkli, neseli ve çekici bir öz imge tasarlayarak modernize etmesine izin veren islevsel bir baglam olarak görmektir. Ve hatta ulusal ekonomi ve kültürlerin global rekabetinde kozmopolit ve üretken akimlara açik, sermaye çekerek, yaratici öznelerle ve güçlü sembollerle görünmek uluslar için bir ödevdir. Bu sirada kültür endüstrileri, yenilikçi kültürlerarasi ürünler gelistirerek mainstream toplumlarinda yeni kitlesel piyasalar olusturmak için melezligi kesfetmislerdir. Kültürel aktarimlarin somut getiriler saglamak için çok faydali oldugu gerçegi yeni degildir, ancak bence melezlik çok daha büyük önem arz etmektedir. Ben onu giderek kültürel isaret ve anlamlarin tüketimiyle daha çok ilgilenen küresel bir ekonominin yeni üretim biçimi olarak adlandiriyorum.“ Kien Nghi Ha (Siniri geçmek? Kültürel aktarim ve ulusal modernizasyonun geç kapitalist mantigi olarak Hibridite).
Batili toplum mainstream mimarisi bir yigin renkli yüzeyleri olan birbirine karsit mekanlardan olusmaktadir. Çoklu koridorlarla birbirinden tamamen ayrilmis fakat bütünlük etkisi yaratmak için birlikte gözüken mekanlar. Özneler bu koridorlarda amaçsizca ve yer yön bilmeksizin oraya buraya kosturmaktadir, çünkü mevcut mekanlar ya açik degildir ya da doludur.
Göç ve etnik melezligin damgasini vurdugu çagimizda yabancilik, ötekilik ve aidiyet eksikligi duygulari içerisinde yasayan bireyin kendi içsel „farkliligiyla“ yüzlesme sansi çok azdir. Hayatini geçirdigi bu geçis alanlarinda belki yalnizca uluslarin “kültür” kalintilarinin artiklarini tasiyabilir. Onu kimse dinlemez, çünkü dilini yutmustur. Bostur, sessizdir ve mekansizdir.
Büyük kitleler, en çok özcü –ama hepsinden önce kendi etnik- özdesliklerine simsiki tutunmaktayken; sinifsal ayricaliklari sayesinde kendilerine melez bir kozmopolitlik saglayabilen kültürel, siyasal ve entelektüel elitler için melez bir özdeslik olagandir. Herkes kendini kültürel melezlesmenin özgürlükçü vaatleriyle özdeslestirme sansina sahip olamaz.. Birbirimizi anlamadan konustugumuz degil, ortak bir dil gelistirerek iletisimin olusmasini saglayacak mekansal yapi toplum için önemlidir. Bir özdeslik dilinde mekanlar sürekli yeniden tanimlanmali, yeni mekanlar aranmali ve bulunmalidir.
Belki koridorlari kaldirir yerine büyük seffaf birlestirici mekanlar koyabiliriz, toplumun merkezinde bir tür ulasilabilir bu mekanlar.
Belki de önce bodrumlarla baslamaliyiz. Bodrumlarda tozu alinmasi, süpürülmesi ve temizlenmesi gereken tarih kalintilari yatmaktadir.
Her kisinin, her evin, her toplumun geçmisi derinlerde gizlidir.
Ve geçmis bugündür.
Almanya`da Braunschweig Teknik Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Mimarlik Fakültesi’nde verdigi konferansdan bir bölüm çevrilmisdir.